Anasayfa arrow Larnaka Yazıları arrow Larnaka'nın Balıkçıları
Larnaka'nın Balıkçıları Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 
Çarşamba, 26 Mayıs 2010

                                                  Larnaka’nın  Balıkçıları

Aylardan temmuz ayı, gün batımı saatleri. Herhangi bir gün, diğerlerinden hiçbir farkı olmayan, hep birbirine benzeyen yaz günlerinden biri. Güneş  yavaş yavaş dağın arkasına saklanmaya ve yerini az sonra çıkacak ay ışığına bırakmaya hazırlanıyor.Günün bu saatlerinde deniz, mavi renginden sıyrılıp, gümüş rengine bürünüyor. Gün boyu izlediğinizde denizin ne kadar renk değişimi yaşadığını görürsünüz. Sabahın erken saatlerinde tıpkı kristal bir bardak rengindedir. Işıltılı, göz alıcı ve her kum tanesini görebileceğiniz  kadar şeffaftır. Saatler ilerledikçe mavinin her tonunu barındırır. Akşam saatlerinde mordan laciverte dönüşerek inanılmaz bir renk cümbüşüyle geceye teslim olurken en güzel zamanın hangisi olduğuna bir tũrlũ karar veremezsiniz.Martılar sevinç çığlıkları atarak, balıkçı sandallarından kendilerine atılan akşamın son bahşişlerini paylaşıyorlar.

Kasabanın sokak ışıkları birer birer yanmaya başladı. Karşı kıyıdan diğer köylerin ışıkları panayırı andırıyor. Bir kırmızı bir sarı yanıp göz kırpıyor karşı kıyılara.Her akşam bu saatlerde beyaz bir yelkenli hafif esen meltemin etkisiyle salına salına geliyor. Arkasından bembeyaz bir gemi. Belli ki yolcu taşıyor, alımlı çalımlı ve kendinden emin bir tavırla limana yaklaşıyor, yolcularına güzellikler yaşatmanın verdiği gururla. Bu gece dinlenip yarın yine, yeni yolcularına, mavi yolculuklarda, bambaşka güzellikler yaşatmak için.Limana yaklaşırken beyaz geminin arkasında, annesinin peşinden giden, oynamaktan yorgun düşmüş haylaz çocuklar gibi yalpalaya yalpalaya  ilerleyen   rengarenk balıkçı sandalları var. Denizin tepesinden onlara bakan yıldızlarda saklambaç  oyunundaki gibi saklandıkları yerden bir bir çıkmaya başladılar. Denizin üstüne  düşen ayın ışığı  eve dönüş yolunu gösteriyor…Sevenler için uzaklardaki özlenen dost gibidir deniz. Zaman zaman kıskanç bir aşık gibi hiddetli, zaman zaman cilveleşen bir yosma gibi.. “Gel gel” diye çağırır kucağına mavi gözlü yar sevdiğini... Kaç kişiyi koynuna aldı, sonsuza kadar bilemezsiniz! Bir o kadar da tehlikeli!..Asla kayıtsız kalamazsınız.

“Bugün de sağ salim eve dőnũyoruz, yarına Allah kerim” diyerek, güneşten yanık tenli esmer, güleç yüzleriyle ,ekmek teknesini denize emanet ederek, sabah olmadan tekrar denize açılmak üzere evin yolunu tutuyor balıkçılar...Hanımlar sofrayı hazırlamış. Penceresi açık evlerden gülüşme sesleri geliyor. Balkonlarına oturmuş denize karşı, akşam yemeklerini yemek  için hazırlık yapanları görünce  insanın neredeyse “perde açılsın şölen başlasın” diyesi geliyor...Almış eline orta yaşlı balıkçı, buzlu konyağını, gün boyu cebelleştiği denizi seyrediyor; simdi geçip karşısına hesaplaşmak zamanı! Aldıklarının karşılığında verdiklerinin hesabını sormak zamanı! Bu hesaplaşma her zamanki gibi şişenin ve gecenin sonuna denk gelir!..Ama her zaman deniz kazanır... Verdiği  sadece çocuk çoluğun nafakası... Ama ya aldıkları? 

Daha on yaşımda ya vardım ya yoktum”diye anlatmaya başladı orta yaşlı balıkçı. “Babamı yuttu bu deniz”diye devam etti.” Günlerce aradı sandallarla kasabalı, “Ama deniz aldığını geri vermez ki!”dedi. “Bulamadık babamı. Bir sabah aldığım gibi sandalı denize açıldım, çok küçüktüm, motoru bile çalıştıramazdım, asıldım küreklere gidebildiğim  kadar gittim, durdum denizin ortasında, ağladım ağladım, istediğim gibi denize küfür ettim, ama gene de babamı geri vermedi bana” dedi  ve kısa bir ah çekerek devam etti; “Ama nasıl oldu ben da anlamadım. Farkına varmadan babamın hesabını sorayım derken denize, ben de balıkçı oldum çıktım. Denizin tuzunu bir kere yaladın mı, bir daha vazgeçemezsin” dedi.

“İşte deniz böyledir. Bir kere alışan bu tuza  bir daha vazgeçemez. Ne deniz fırtınası ne yağmur ne olursa olsun Allaha sığınıp, her gece çıkarız balığa; kaderde  ne varsa balıkçı doğduk balıkçı öleceğiz. Başka bir iş  bilmedim, yapabilir miyim diye de düşünmedim doğrusu. Babamın bıraktığı yerden devam ettik. Aldı da verdi da. Cefası çok ama geçtik mi  karşısına, aldık mı bu havayı (havada tuzlu bir nem kokusu var) dünyanın ne başka  yerinde yaşayabiliriz, ne de başka bir iş bizi memnun eder” diye sözünü tamamladı orta yaşlı balıkçı.. Öyle bir bakışı vardı ki denize, annesinden ayrılan çocuk gibi hüzünlü. Babasının matemini ise denizle paylaşıyordu, bakışları "Benden çok sevdin"  diyerek.  Babasını aldığı için denizi affediyordu sanki, öyle bir sevgi vardı nemli gözlerinde. Onu dinlerken anlamaya çalışıyordum. 

Bir deniz kasabasında, doğmuş yaşamış ve  yaşlanmış bir balıkçının denize aşık  olmasından, ondan vazgeçememesinden daha doğal ne olabilir ki! Ama ya o kasabadan ayrılmak ve başka yerde yaşamak zorunda kalmak ? Bildiğim bütün balıkçıların buna benzer birçok hikayesi var Larnaka’da..

Ve Larnakalılarda  büyük bir deniz aşkı var. Hangimiz annelerimizden izinsiz kaçarak denize dalmadık ki? Erkek çocuklarının “İskelebaşı”na  gitmeyeni var mı acaba? Hele yığın yığın tepe olan ficaların üstüne koşarak dalan, gece annelerimizin ninnileri yerine sandalların motor sesleriyle uyumadık mı? Sabahları denizin uyuyan halinden etkilenerek taş sektirmedik mi  üstünde  deniz uyansın diye...

Larnaka deniz kasabası her zaman çok özeldir... Larnaka’yı  özel kılan bu  insanlara  ve tüm deniz (Larnaka) sevdalılarına... Burada doğan ve burada yaşayan tüm balıkçılara... Denize gidip de dönemeyen dedem Mustafa Hindi’ye, sevgili dayım  Hasan Kahgüllü’ye, eniştem Mahmut Şeytan ile Musmul’a,  Pırlama’ya, Muhiga’ya ve tüm kaybettiğimiz Larnakalı balıkçılara selam olsun... Selam olsun Larnaka’ya gönül verenlere...

Emete Başkal-Nisan 2010 

Yorum Yaz
  • Lütfen küfür tarzı kelimeler kullanmayalım
İsim:
E-mail
Websiteniz
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Kod:* Code
Bundan sonraki yorumları mail ile almak istemiyorum


İzleme: 637

Bu Yazıya İlk Yorum Yazan Ol
RSS yorumları

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4

 
< Önceki   Sonraki >


Serdar Saydam © 2010 - Tüm hakları saklıdır. Hosting & Domain & Website