Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Kimler Sitede

Anasayfa
Hüseyin Garip Yazıyor...Kapılar Açıldıktan Sonra... Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 11
Kötüİyi 
Salı, 10 Nisan 2007

Sevgili arkadaşımız Hüseyin Garip'in bana göndermiş olduğu  eloktronik mektubu sizlerle aşağıda paylaşmayı uygun buldum. Hem güldüren hem de ağlatan bu duygu yüklü yazıyı seveceğinizi umuyorum...

Serdar, ağzına sağlık…Bazı düzeltmeler yaparak bu güzel yazıya,  katkıda bulunmayı bir görev sayıyorum. Umarım senin de hoşuna gidecektir.

Serdar, sabah okula büyükler giderdi.Sabah kolejliydik.

Gece stenli, Mücahit…Küçükler okula öğleden sonra giderdi konaklara!

O konaklar önce göçmen misafirhanesi olmuştu. Güllüler, bakkal Halil Fikretler…

Üst katlar bürolar olarak kullanılmıştı. Genel Komitenin Daireleri olarak…

Sonraları bu bürolar Sadrettin Bankerin evinin karşısına taşınmıştı. Ali Rıza’nın Konaklarına.

İşte o zaman eski konak okul olmuştu. İlginçtir, Bekirpaşa Ticaret Koleji'nin ikinci ve son sınıfları yoktu.

Kolej, İskele’de o yıl açılmıştı. Akın, kardeşim Hasan, Musmul, Gansız, Refadıl’ın Orhan,

Dikili, Türker...

Belki de Erenköylüler dâhil en şansız nesil.

On beşinde mücahit. Alarmlar, çarpışmalar, mevziler…

Ne çocuk, ne adam! Ne öğrenci ne asker.

LCC imtihanlarının öğrencileri. Üç gün katıksız hapislerin askerleri, Cennet Sinemasının hastane olduğu günler. Ortadan perde ile kesik. Bir bölümü erkekler, diğeri kadınlar,

Yatılı hasta bile tedavi edilirdi. O karanlık yokluk günlerinde!     

Musmul, Pırlama, Kahgüllü…Balıkçı değildi! Gamat idiler. Sen bilmezsin be Serdar…

Balıkçı tutandır.Satan ise Gamat! Babam Garip de Gamat idi. Sandalların çoğu bizdeydi.

Bakkal, Kör Kemal, Deli Zihni, Firavun, Keteni, Mahmut Şeytan Arif Sait ve diğerleri...

Babam balıkları Rum’a verirdi. Para trınk…Öğlen balıkçılar ödenirdi. Babam ihracat gibi bir şey yapardı.Teşkilat vize verirdi. Hem bubama hem balıklara…

 

Behzat yazar, Kemal Göksan imzalardı…Barikat çıkışında kontrol vardı. Muzur Dündar kontrol ederdi. Hem bubamı hem balıkları. Gancelliyi kaldırır, ihracat yapılırdı. O günlerde Türk Mahallesine kırk elli lira gelmesi!Hem de Rum’dan…Çok mühim şeydi, çok!

 

Esnafları özetledin her halde.Ya da unuttun! Mesela Üveci unutulur mu? Yememen mümkün değil. İnce uzun baston şekeri, boyalı. Sağır ve dilsiz olduğu için "Üveeeüü" diye bağırırdı. Aslan bacanak’la Mustafa Yahya, arabacıklarıyla Cennet Sineması’nın bir köşesinde dururlardı. Kavga etmeden, rekabet etmeden…

Hummuzcu Haliloggo.Kışta humuz çorbası, bol biberli.Yanında bir lenger su.Başka türlü ağzının ateşi sönmezdi.Yaz da şiş köfte, sumaklı, bidede sıcak domatesli.Yeme de yanında yat.     

Piyangocu Şakir, kafa bilgisayar. İçinde İskelenin bütün arabaları kayıtlı. Plakayı sor, sahibini, modelini markasını söylesin. Sahibini söyle, plakayı modelini markasını söylesin…

AU 222 ?Yangıncı Ahmet, 62 Hilman, mavi. Şaşmaz, nazlanmaz!

 

Kapılar açıldıktan sonra İskeleye gittim.

İnan yabancılık çektim,

Türk mahallesine küçük iskele başının yanından girdim.

Hayret!

Lambiroların yazıhanesi yok!

Ağaçlar yok! Altında oturanlar yok!

Cami yoluna döndüm.

Yusuf Hoca yani Mulla Yusuf  yok!

Bize Teksas, Tommiks verirdi.

Arada sırada camiye de gidelim diye…

Kalenin karşısında Aslan Garaj yok.

Ali dayının sıcak hellim kokusu yok!

Behlül’e çağıran Ayten aba yok!

Denizde yıkanan Deli Eşref yok!

Ona eşlik eden Sancaktar da yok!

Yürüdüm, yürüdüm…

Kahveci Mehmet kimseye sövmedi.

Gagala’ların Fatmaba,

İsmail Katibi kalaylamadı.

Kızılların mahalle sessiz!

Babutsa mahallesinde çıt yok!

Komşular kavga etmiyor…

Bre ben nere geldim?

Sola döndüm, sinemaya doğru yürüdüm.

Pasta kokusu yok,

Anladım, Hasan Subaşı yok!

Cennet Sineması’nda afişler yok,

Bu hafta ‘Seven ne yapmaz?’

Haftaya ‘Camoka’nın İntikamı’

Filmleri çağıran Şakir yok!

Bir ümitle Tuz İskelesine gittim.

Sandallar var,

Balıkçılar yok…

Ağlar kuruması için güneşe asılmadı.

Ağları tamir eden Hacı Sadık yok.

Bekir dayı yok!

Denize dalan yok,

Be biz yüzmeyi burada öğrenirdik.

Büyükler küçükleri denize atardı.

Önce çırpınırdı, batmasın diye

Ansızın yüzdüğünü fark ederdi.

Yıllar sonra kasabasına dönen yalnız kovboy!

Şaşkın şaşkın bakıyorum.

Aynısı oldum.

Bu benim İskelem değil.

Hiç sevmedim!

                         Hüseyin Garip  E-Mail: hüseyin < Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır >

Yorum Yaz
  • Lütfen küfür tarzı kelimeler kullanmayalım
İsim:
E-mail
Websiteniz
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Kod:* Code
Bundan sonraki yorumları mail ile almak istemiyorum


İzleme: 1620

Yorumlar (5)
RSS yorumları
1. 03-09-2008 15:49
 
Geçmişimizi bize burada tekrar yaşattınız hepinize teşekkürler eski iskeleliyim larnakalıyım diyenler hepinizi bu sitede görmek istiyoruz geçmişte gömülü kalmak istemiyorsanız hepiniz kendinizi hatırlatınız sonradan olma değil gerçek larnakalılar sizlerin yazılarınızı okumak ogünleri tekrar tekrar yaşamak hatırlamak istiyoruz ne mutlu larnakalıyım diyenlere ne mutlu geçmişini unutmayanlara sibel
Ziyaretçi
 
sibel
2. 31-03-2008 14:52
 
Ancak bu kadar güzel anlatılır..
Merhaba Hüseyin bey, 
Sen de kimsin,bizi anlaman mümkün değil diyebilirsiniz.Ben 11 yıldır KKTC'de yaşayan ve Serdar hocamla aynı üniversitede çalışan bir öğretim görevlisiyim.Serdar hocamın sitesini ziyaret ettiğimde yazınızı okudum ve bayıldım yazdıklarınıza.. bir buruk gülümseme kapladı yüzümü..çocukken yaşananlar ne kadar da etkiliyor insanı,bir daha aynı şeyleri yakalamak ne kadar zor diye geçirdim içimden..aynı tadı, aynı kokuyu almanız mümkün değil; bu yaşadıklarınızı, sizinle aynı dönemi yaşayan insanlara anlatmanız kolay ancak bu dönemi görmeyenlere aynı etkiyle aktarmanız o kdar da kolay olmayacaktır..ben sadece çok mutlu bir çocukluk yaşayan ve o dönemi hiç unutmayan, şimdiki kişiliği o dönem sayesinde şekillenmiş bir insan olarak duygularınızı paylaşmak istedim.Umarım haddimi aşmamışımdır.. 
Sevgiyle kalın! 
Leyla Biçer,GAÜ Öğretim Görevlisi ve Tanıtım Stratejileri Geliştirme Uzmanı
Ziyaretçi
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
3. 01-04-2008 14:30
 
Garipciğim...
Hüseyin GARİP'in yazdığı bu güzel yazıya tamamen katılıyorum.Bu yazı ile tüm LARNAKA'lıların duygularına tercuman olmuştur.Çocukluk ve gençlik arkadaşımı tebrik ederim. 
Erdoğan Şugar(Şeker) 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  
Ziyaretçi
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
4. 07-03-2008 15:42
 
H. Garibbbbb
Aman, aman, Huseyin Garib'imiz de burada... 
Sinif arkadasim, sevimli, sevgili insan... 
Merhaba hepinize, selam hepinize...  
Faik Muammer Başaran 
E-mail: < Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Hollanda
Ziyaretçi
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
5. 28-12-2007 09:36
 
Eski günler...
Ne guzel ozetlemısın eskı gunlerı Garıp kardes aynı duygulrı yasadım on gun once rum tarafında camının yanında Orhan Muderrısoglunun evının yanında ıdı bızım ev baktım olu sehır gıbı geldı. Sahılı dolastık ne lokma kokusu nede samısı. Yol bombos babutsalar kurumus sahıldekı evlerdekı verandalar bos dedıgın gıbı Behlulu cagıran Ayten teyze yok hıc keyıf almadım. Senın yazın daha cok keyıf verdı. Sagolasın Serdar kardes ıyıkı bu sıteyı kurdun. Kurdun da gecmısı bıze hatırlattın. Bu arada belkieskı arkadasları bulmamıza vesıle olursun. Iyı calısmalar dılıyorum.  
Herkese kucak dolusu sevgıler. Tel:0 312 3118932
Ziyaretçi
 

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4

 
< Önceki   Sonraki >