|
Larnaka'nın Sporcu Ailelerinden Ali Kılıç Ailesi Hazırlayan: Hüseyin Kıral ve Rasım Salihoğlu Altı kardeşli bir ailede yaşamış, beş erkek, bir kızkardeş. İşin güzelliği beş kardeş, birlikte futbol oynamış hem de hepsi aynı takımda aynı anda forma giyme şansı bulmuş bir isim. “Efsane takım Çetinkaya’dan tanıdığımız Derviş Arap, Hüseyin Kılıç, Süleyman Bırışık, ben Ali Kılıç, Ahmet Bırışık ve Mehmet Boğa. Beş kardeş Gençlerbirliği forması ile takımda oynadık”. Bu büyük mutluluk diyor Ali Kılıç.
| Sporcu Aileler Hazırlayan: Hüseyin Kıral ve Rasım Salihoğlu 15/02/2010 - YENİDÜZEN SPOR |
| | Hırslı, başarılı ve kariyerli... KILIÇ AİLESİ Bu haftaki konuklarımız benim kasabamdan... 1974 öncesi Larnaka’da ve 1974 sonrası ise İskele’de birlikte yaşadığım dört güzel insandan bahsedeceğiz sizlere... Aslında Rasım’la yola çıktığımızda, İskele’de baba evinde buluşacaktık, fakat kardeşlerin yoğun işleri nedeni ile Mağusa’da en büyük kardeşin evinde baba ve üç kardeşle bir araya geldik. Aslında dört erkek kardeşler, fakat evin en küçük kardeşi Süleyman şimdilerde hayatını Londra’da sürdürüyor. Baba Ali Kılıç; ortaokulda benim İngilizce öğretmenim. Altı kardeşli bir ailede yaşamış, beş erkek, bir kızkardeş. İşin güzelliği beş kardeş, birlikte futbol oynamış hem de hepsi ayni takımda ayni anda forma giyme şansı bulmuş bir isim. “Efsane takım Çetinkaya’dan tanıdığımız Derviş Arap, Hüseyin Kılıç, Süleyman Bırışık, ben Ali kılıç, Ahmet Bırışık ve Mehmet Boğa. Beş kardeş Gençlerbirliği forması ile takımda oynadık”. Bu büyük mutluluk diyor Ali Kılıç. Ali Kılıç bir de en büyük mutluluğum çocuklara futbol oynadıkları zaman maç önceleri yaptığım özel yemekler diyor ve örneğin tamamen ovalardan toplanan ısırgan otu, yapan ıspanak, gömeç, gaz ayağı, gavulya, yumurta otu gibi otların karışımları ile yaptığım çorbalar diyor.Hasan Kılıç, evin büyük abisi, ailenin en az spor yapan ismi. O kendini okumaya adamış ve kariyer yapmış bir isim. Cemal Kılıç ve Atınç Kılıç kardeşler, Kıbrıs Türk futboluna 1990’lı yıllarında adlarından en fazla söz ettiren futbolcularından, Ülkemizde ilk milyarlar onların transferinde konuşuldu. Futbol oynadıkları süre içerisinde maçlarda en fazla faul yapılan isim oldular hep. Onları durdurmak ancak faulle mümkün olurdu ve rakip antrenörler hep taktiklerini Cemal ve Atın’ca faul yap maçı kazan olarak verirdi. Ne yazık ki onları bu fauller yıldırmış olmalı ki ikisi de en verimli yaşlarda sakatlıklar yüzünden çok sevdikleri futbola veda etmek zorunda kalan iki kardeş.Süleyman Kılıç, yukarıda da belirttiğim gibi evin en küçüğü ve şimdiler de Londra’da evlenmiş ve yaşamını orada sürdüren bir isim. Onun da kulaklarını çınlatma adına adından sıkça söz ediyoruz. Süleyman’da 1976 doğumlu ve hırslı, mücadeleci bir yapıya sahip Gençlerbirliğinde top koşturmış bir isim. ALİ KILIÇ · SPORCU AİLELER: KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?· ALİ KILIÇ: 1940 Larnaka doğumluyum. İlkokulu ve ortaokulu iskelede okudum. Ortaokuldan sonra Larnaka Amerikan Akademisi’nde okudum. 1957-58 yıllarında Rum-Türk kavgası başladı ve biz Türkleri bırakmadılar orda okuyalım, bizide o dönemde Dr Küçük çağırdı ve Türk okullarına gitmemizi söyledi. Bende Lefkoşa Türk lisesine gittim. O dönemde ismi Celal Bayar Lisesi idi. Türkiye’de dil, tarih, coğrafya fakültesi, İngiliz dili edebiyat fakültesi Ankara’dan mezun oldum. 1963’de adaya geldim. Fakat Latince dersimden bir sınavım vardı fakat olaylar baş gösterince Türkiye’ye dönemedim ve 1968 yılına kadar adada kalıp öğretmenlik yaptım. 1968’de İngiltere’ye gittim, oradan Türkiye’ye gidip okulumu tamamladım ve 1970 yılında mezun oldum. O dönemde eski öğrencilerimle birlikte öğrencilik yaptım. O yıldan beri de sadece ilk geldiğim yıl Baf’da öğretmenlik yaptım geriye kalan yıllarda, 1982’ye kadar Bekirpaşa lisesinde 20 yıl öğretmenlik yaptım. Sonra 22 yıl DAÜ’de görev yaptım. bunun 12 yılı hazırlık okul müdürlüğü ve 10 yılı da DAÜ Genele Sekreter yardımcılığında geçti ve üç sene önce emekli oldum. 22 yıl DAÜ’de, 20 yılda devlette çalıştım. 1964 yılında evlendim ve dört tane gurur duyduğum oğlum var. · SPORCU AİLELER: SPORA NASIL BAŞLADINIZ VE NELER YAPTINIZ?· ALİ KILIÇ: Aileden gelme bir sporcu yapısına sahibiz. Dedem ve babam halterci idi. Şaka ediyorum tabii ki. Tuz gölünde tuz torbalarını kaldırırlardı. Denizde doğdum yüzmeyi ne zaman öğrendim bilmem ve spora da nasıl başladım hatırlamam. Amerikan akademide okurken junior masa tenisi şampiyonluğum vardır. Yine voleybol oynardım. Sporun her dalını yaptım. 1955 yılında ortaokulu bitirip akademiye girdiğimde junior takımında futbol oynardım. Orda çok iyi futbolcular da yetişti. Rumlardan Bavradi vardı, Yunanistan takımına transfer olmuştu. Yine Emino bunlar hep o dönemde Kıbrıs Rumlarının yetiştirdiği büyük futbolculardı. Ben akademide 16 yaşıma girdiğimde de İskele Demir sporda futbol oynardım. ki takımda futbol oynardım. 18 yaşıma gelince A takımda oynamaya başladım. Türkiye’de tahsilede olduğum yıllarda bile kulübüm beni getirirdi. Türkiye’de okuduğum yıllarda Üniversite takımında hep oynadım. Şampiyonluklar yaşadım ve çok meşhur olmuştum. Bu esnada 1960 yılında kulübün ismi Gençlerbirliği oldu. Ahmet Sami Topcan, Rıfat Şener gibi isimler, Larnaka Türk Spor kulübü ile Demir sporu birleştirerek Gençlerbirliği’ni kurdular ve futbol hayatım boyunca kardeşlerimle birlikte hep Gençlerbirliği’nde oynadım. Başka takımda oynamadım. Bir zaman geldi ki 5 kardeş bir takımda oynadık. Gençlerbirliği’nde 1957-58 yılında genç takım şampiyonluğu yaşadım. Fakat 1963’den 68’e kadar savaş yıllarında Türk takımları Rum liginden çıkarılıp KOP’dan atılınca, askeri birlikler arası maçlar başlamıştı. Ben birinci birlikte oynuyordum ve şampiyon olmuştuk. 1972 yılında ise faal futbolculuk hayatımı sürdürmedim. O yıllarda milli takım hiç kurulmamıştı burada, bir iki kez Kıbrıs karmasında oynadım. İngilizlerle oynadık genelde. Şöhretler karmasına çağırıldım. Enver, Derviş Doğa gibi yıldız futbolcularla birlikte oynadım. Bir yılda Antakya’da Kurtuluş sporun davetlisi olarak turnuvaya katıldık ve Mersin karması ve Ankara karmaları ile maçlar yaptık. · SPORCU AİLELER: SPOR ADINA SONRA NELER YAPTIN?· ALİ KILIÇ: Ben spordan kopmadım. Gençlerbirliği’nde antrenörlük, yöneticilik ve başkanlık yaptım. Bekirpaşa lisesinde spordan sorumlu öğretmenlik yaptım. · SPORCU AİLELER: TÜRKİYE’DE NELER YAŞADIN?· ALİ KILIÇ: Türkiye liginde kurucusu Orhan Şerif Apak, ayni zamanda Ankara Gençler birliği başkanı idi. 1960 yıllarında, orada oynayan İlhan, yine Ankara PTT’nin yıldızı Yılmaz diye futbolcuları vardı ve onlarla okulda hep top oynardık ve beni çok beğenirlerdi. Sonra sarı Levent vardı ve bana gelirdi Ali abi gel bana öğret şu futbolu derdi, ben de öğretmeye çalışırdım Sonra sarı Levent Fenerbahçe’nin Sarı Levent’i oldu. Beni istediler ben gitmedim. Bir gece yarısı cadillak bir arapa durdu yurdun önünde ve arkasından hademe geldi beni uyandırdı. Gittim baktım, Orhan Şerif Apak, yanında Kemal Aksay. Kemal Aksay kısmet ayağına geldi dedi. Kemal Aksay o yıllarda Koç yurdunun müdürü idi ve yurdun futbol sahasında Gençlerbirliği antreman yapardı ben de antremanlara çıkardım ve beni orada görüp beğenmişler. Orhan Şefik Apak, iyi futbolcu olduğunu duydum dedi, imzayı at seni futbolcu olarak kazanalım dedi. Benim niyetim ise babamın tuz torbalarını kaldırıp kazandığı üç-beş kuruştan artırıp gönderdiği paralarla okuduğum okulu tamamlayıp bir an önce adaya dönüp öğretmenlik hayatına atılmaktı. Reddettim, çok ısrar ettiler fakat kabul etmedim ve okulumu tamamlayıp adaya döndüm. · SPORCU AİLELER: UNUTAMADIĞIN ANIN VARMI?· ALİ KILIÇ: Kale ağlarını yırtmamı unutmam. Ben zayıf bünyeli biri idim. Genç takımda oynarken, İskele Bekirpaşa sahasında. Yeşilada takımı ile maç yapıyorduk. 18’in köşesinde bir top geldi bana bir vurdum, sahada bir sessizlik oldu, top yok. Meğer ağları deldi geçti top ve zeytinliklere gitti. Yine Türkiye’de okuduğum yıllarda futbol oynamamdan dolayı popülaritem vardı. Okurken de Kıbrıs’tan hep mektup beklerdik gelsin diye, çünkü içinde para olacaktı. O dönemde mektup dediğin zaman para geldi demekti. Babam kordu 500’lüğü yada 100’lüğü. Postacılar da o kadar tanımışlardı ki beni zarfın üzerinde sadece Ali Kılıç, Ankara yazardı ve postacılar bana mektubu yani parayı getirirdi. Ankara’da ki o tanınmışlığım hep futboldan dolayı idi. · SPORCU AİLELER: ÇOCUKLARIN HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUN?· ALİ KILIÇ: Bizim zenginliğimiz yok. Bizim zenginliğimiz evlatlarımız. Allahtan hayırlı evlatlarım var hepsinden memnunum. Hepsi meslek sahibi oldu. Çocuklardan çok memnunum. Zaten ailenin doğasında da spor vardı. İstesek de, istemesek de sporcu oluruz. Büyük dedem hamal başı idi. Babamda halterciydi. Amerikalı turistler vardı, dedemi ve babamı fotoğraf çekerdi, kas yapılarından dolayı. Çocuklarım hepsi evlendi. Bir Atınç kaldı başıma, onu da evlendirmek istiyorum ama o yanaşmıyor evliliğe. Onu kandırıp veya gönlünü çalıp evlenecek kız, dilesin benden ne dilerse. HASAN KILIÇ:· SPORCU AİLELER: KENDİNİ TANITIR MISIN?· HASAN KILIÇ: 1965 doğumluyum, Larnaka’da doğdum. ilkokulu Larnaka Atatürk ilkokulunda okudum. Sonra ortaokul ve liseyi Bekirpaşa lisesinde okudum. Sonra İzmir 9 Eylül üniversitesi, İşletme fakültesini bitirdim. Askerlik ve sonra İngiltere’ye gittim. İngiltere’de otellerde çalıştım. Adaya döndüm ve Turizm bakanlığında göreve başladım. Bakanlıktan ayrılıp. DAÜ’nde akademisyen oldum. Turizm bölümünün ilk hocalardan biriyim. Sonda DAÜ’de ve İzmir’de yüksek lisans ve doktora yaptım. Üniversitede müdür yardımcılığı yaptım. Bir dönem Çin’e gittim ve tekrar geri geldim. CTP – ÖRP döneminde 2 yıl Truzim bakanlığı müsteşarlığı yaptım. Tekrar DAÜ’ne geri geldim ve şu anda da öğretim üyesi olarak görev yapıyorum. Evliyim, eşimin ismi Fezile. İki çocuğum var, biri Birol, bir de Serpil. · SPORCU AİLELER: SPORA NASIL BAŞLADIN VE NELER YAPTIN?· HASAN KILIÇ: Spora ilkokulda atletizm yaparak başladım. O zaman uzun mesafe ve uzun atlama yapardım. Sonra tabi ortaokula geçtim, orada basketbol oynadım, ondan sonra voleybola geçtim. Okulun takımında da oynadım. Liseye geçince de futbola başladım. Ayni zamanda da Gençlerbirliği’nde genç takımında oynadım ve kısa dönem sonra A takıma geçtim. Ben üniversite’ye gidince futboldan da koptum. Fakat üniversitede yurtlar ararsı veya Kıbrıslılar arası maçlarda oynardım. Üniversite tahsilimin ardından Gençlerbirliğinde yönetici oldum. Sonra Mağusa’ya yerleşince Dumlupınar’da da yönetici oldum ve halen bu görevi yapıyorum. Okuma sevdasından aktif sporla fazla ilgilenemedim. · SPORCU AİLELER: SPOR TURİZMİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUN?· HASAN KILIÇ: Turizmin her türü ile ilgilenirim. Spor Turizmi ile ilgili ben bakanlıkta çalışma başlatmıştım. O dönemdeki tüm bölge müdürlerini çağırdım, anlattım ve burada seminerde düzenleyecektik. Kısmet olmadı ama bu memlekette spor turizmi olabilir. Spor turizmi bu ülkenin en önemli açılımlardan biri olabilir ve bununla ilgili potansiyel olduğuna da inanırım. · SPORCU AİLELER: UNUTAMADIĞIN ANIN VAR MI?· HASAN KILIÇ: Tabii bizim ailede ki spor yaşantımızın her anı unutulmazlar arasındadır. Ben spor olaylarından çok maç öncesi hazırlığımızı hiç unutmam. Tabii bu babamın hazırlığı idi. Bizlerin top oynadığı dönemlerde hep oldu bu. Maç öncesi yaptığı hazırlık çok önemliydi ve ikiş gün evvelden babam başlardı özel yemekler yapmaya. Tavuklar, biftekler hazırlanırdı, erken yatacan, zoraki kampa sokardı evdeki herkesi. En önemli yemeği 7 çeşit ot yemeği yerdik. Yumurta otu, lapsana, yabani ıspanak, ayrelli, yumurta otu, gavulya ve gömeç gibi otlardan yemekler yapardı bizlere. Bu olay her hafta yapılırdı ve hiç unutmam. Birde eve tüm gazeteleri getirirdi. Bizler okumaya önce gazetelerin spor sayfalarını okuyarak başladı. Spor kitapları, ansiklopediler ve hatta İngiltere’den futbol kitapları getirirdi babam. CEMAL KILIÇ:· SPORCU AİLELER: KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?· CEMAL KILIÇ: 1972 Larnaka doğumluyum. İlkokulu Şht İlker Karter’de, Ortaokulu ve liseyi Masğusa Türk Maarif kolejinde okudum. Üniversite’yi de DAÜ, ekonomi bölümünü bitirdim. Evliyim eşimin ismi Anıl. Çocuklarımın ismi Eral ve Ayşe. · SPORCU AİLELER: SPORA NASIL BAŞLADIN VE NELER YAPTIN?· CEMAL KILIÇ: Babamdan dolayı spora merakımız hep oldu ve mahalle aralarında daha küçük yaşımıza rağmen mahalle takımı kurarak mahalleler arası maçlar yaparak başladım. Sonra ilkokulda basketbol oynadım. Biz Gençlerbirliği taraftarı idik. Antrenmanlara gidip top toplardık, Tahir abiyi, Birol’u, Dervişali’yi, Metin abiyi, Kamuran abiyi, Niyazi hocayı hep izlerdik ve onların vurduğu topları toplardık. Ben aktif olarak futbola 18 yaşımda başladım. 18 yaşımdan önceki dönemde, ilkokulda, ortaokul ve lisede basketbol ve atletizm yaptım. Bir gün Gençlerbirliği’nin genç takım antremanında, antrenör Fikret Civisilli adam eksildi ve bana gel katıl bize dedi, bende girdim ayağımda spor ayakkabısı bile yoktu ve antrenman bittiği zaman yarın sabahtan fotoğrafını getir de lisans çıkartalım dedi ve öylece başladım. Bir sene gençlerde oynadım ve 45 gol attım. Ertesi yıl Niyazi Okutan ve Aydın Çırakoğlu takımın başında idi ve beni A takıma çağırdı. O dönem çok iyi çalıştım ve ilk 16’ya girmeyi başarmıştım ve ilk on bir de takımda şans buldum. İlk maçım Dumupınar maçı oldu. Yeni girmenin heyecanı ile kötü futbol oynuyordum, sonra devre arasında Niyazi hoca çekti beni ya bugün çıkar, Cemal’ın kim olduğunu gösterirsin, ya da ayakkabıları bırakıp eve gidersin dedi ve o maç benim çıkış maçım oldu. 2 gol attım o maçta. Futbolda bir stilin olur ve benim stilim hava hakimiyetimin iyi olması ve topu iyi saklamamdı. Orta sahanın solunda başlamıştım ve bizim de o dönemde örnek aldığımız oyuncular vardı. Ben Gençlik Gücü’lü Cüneyt Baysal’ı örnek alırdım. Göbek önünde, kimse bir şeye benzetmezdi ama maçın kaderini değiştirirdi. O yıl şampiyon olarak çıktık birinci lige ve 1992 sezonunda da ligi üçüncü tamamlamıştık. 1995 yılında Yenicami’ye transfer oldum. Yenicami’de güzel bir sezon geçirdik. Spor yazarları derneği kupasını kazandık ama şampiyon olamadık. Büyük bir camia idi. 20 bin sterline geldik ve o zaman milyar ilk defa bizde konuşulmuştu. Tabii bu parayı kulüp almıştı. Sonra MTG’ye transfer olduk ve altı hafta sonra, Gençlerbirliği kötü gidiyordu ve ara transferde yine 20 bin sterline Gençlerbirliği’ne geri döndük. Her hane İskele’ye transfer olalım diye 100 sterlin para vermişti. İskele’de dört sezon daha oynadım ve ardından 2000 yılında Mehmetçik’e transfer oldum. 2 sezon orda oynadım sonra yine geri döndüm Gençlerbirliği’ne ve 2. Lig şampiyonu olup futbolu 29 yaşımda bıraktım. Bu arada 1995 yılında DAÜ okul takımı olarak şampiyon olmuştuk. Türkiye’de üniversiteler arası şampiyonada ilk altıya kaldık. Üniversitedeki başarılarımdan dolayı Milli Olimpiyat Komitesi, Olimpizm ödülü vermişti bana. İkinci lig şampiyonluğu çok yaşadım. Mersin İdman Yurdu, Gaziantep ve Kocaeli spordan teklif aldım ama gitmedim. · SPORCU AİLELER: UNUTAMADIĞIN ANIN NEDİR?· CEMAL KILIÇ: İkinci ligte yaşadığım şampiyonlukları hiç unutmam. Niyazi Hocamı, Aydın Çırakoğlu hocamın bizlere göstermiş olduğu anlayışları verdikleri eğitimleri unutmam mümkün değil. Futbolcu olmuş isek onların sayelerindendir. Ama ben arkadaşlık anımı anlatacağım. Şimdi bizim takımda para yalnız Mehmet Gara’da vardı. Ve maç önceleri özellikle deplasman maçlarında kahveleri bize o ısmarlardı ama onu istediği yerde içerdik hep. Girne deplesmanına gittiğim zaman onun tanıdığı bir kahveci vardı ve onu hep överdi ama uzaktı gidip gelelim yorulurduk ama illa o kahveciye gidecektik. Bizlerde bu işe son vermeye karar verdik ve stada yakın bir kahveci bulduk. Kahveciye gidip amca biz az sonra buradan geçeceğiz sen de çık dışarı ve sor Gara kim dir diye ve öv onu sonra yaklaşık yirmi kahve içeceğiz. Kaveciyi ayarladık. Öylede oldu. Tam kahvenin önünden geçerken kahveci atıldı önümüze ve sordu Gara kimdir diye. Gara döndü ne var dedi, kahveci ben senin haranının, ayaklarını öpeyim, o ne güzel vuruş öyle anam dedi ve Gara döndü ve bize oturun kahveleri burada içeceğiz dedi. Bir de Esentepe maçına çıkacayık. Hava çok soğuk ve birer bardak viski içelim dedik eskilerden de duyardık bunları bazen. Hasan Tur sarhoş oldu. Tribünlere bile gidip hucum emri vermeye başlamıştı kavka çıktı beşer maç ceza yedik. Hasan Tur o maçta ordu komutanı gibi elinde Gençlerbirliği bayrağı ve tribüne hucum emri verirdi. Buna rağmen o yıl yine şampiyon olup çıktık. · SPORCU AİLELER: ŞİMDİ Kİ FUTBOLU NASIL YORUMLARSIN?· CEMAL KILIÇ: Aslında futboldan ziyade, şimdi iyi futbolcular olduğunu kabul ediyorum. Proplem bana göre şimdiki futbolumuz sağlam temeller üzerine inşa edilmemiş olması. Amatörlükten, profösyoneliğe çok hızlı geçiş yapmaya çalışıyoruz. Çok ciddi maddi sıkıntılar var kulüplerde. Futbolumuz ekonomik olarak sağlam bir temele dayandırılmadan yola çıkıldı. ATINÇ KILIÇ· SPORCU AİLELER: KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?· ATINÇ KILIÇ: 1973 Larnaka doğumluyum. İlkokulu Şht İlker Karter ilkokulunda,ortaokulu Mağusa Türk Maarif kolejinde, liseyi de İskele Bekirpaşa lisesinde tamamladım. DAÜ Turizm bölümü okudum. Bekarım, uygun birini bulursam evlenmek istiyorum. · SPORCU AİLELER: SPORA NASIL BAŞLAN VE NELER YAPTIN?· ATINÇ KILIÇ: Spora ilkokulda basketbol takım kaptanı olarak başladım. Üçüncülüğümüz var. O zaman ilk defa başlamıştı ilkokullarda basketbol. Sonra ortaokulda futbol takımında oynardım ve atletizm yapardım. İlkokulda da atletizm yapardım. İlkokulda 1000 metre koşardım. Atatürk koşularında hep birinci gelirdim. Liseler arası Kıbrıs 2. Liğim var 3000 bin metrede. Lisede futbol yarı final maçında Namık Kemal lisesi ile oynuyorduk ve kavga çıktı kırmızı kart yedim ve yarı finalde eksik oynadık ve üçüncü gelmiştik. Gençlerbirliği’nde de ben genç takımda hiç oynamadan A takıma çıkan iki kişiden biriyim. Biri Hüseyin Özkan (küçük Hüseyin) ve ben. İlk maçım Değirmenlik maçı idi. 1889’dan 1995’e kadar abim Cemal ile oynadım. Sonra yine abim Cemal’e birlikte Yenicami’ye transfer oldum. Bu arada 2. Lig şampiyonluklarım oldu. Ondan sonra İskelede sakatlandım. Üst adelemde yırtılma oldu ve futbola araverdim. Londra’ya gittim orada Trük liginde Mehmetcik ve Yavru Vatan’da futbol oynadım. Yine Londra Federasyon karmasında oynadım ve bir kezde genç milli oldum. Futbolu 27-28 yaşımda bıraktım. · SPORCU AİLELER: UNUTAMADIĞIN ANIN VAR MI?· ATINÇ KILIÇ: Bir Küçük Kaymaklı maçı var ki ben değil o maçı izleyen her kez unutmaz. Bizm ceza alanımızdan topu alıp tabiri yerinde ise Küçük Kaymaklı’nın yedek kulübesinde ki oyuncularda dahil hepsini geçip gol atışımı ve o maçta ayakta alkışnanışımı unutmam. O maçta epeyi adam geçtiydim, kaleciyidi ters köşeye yatırıp golümü atmıştım. Benim en büyük hayalim birinci ligte şampiyon olmaktı. Fakat büyük takımlar kazandığı şampiyonluklarla, küçük takımlar ise kazandı büyük maçlarla hatırlanır.. Bende kasti tekme, ya da adama kafa atma diye bir şey yoktu. Biz dürüst oyuncuyduk. Futboluda adabına göre sert oynardık. Maçı kazanmak için oynardık. Bizde maçı kazanma isteği kötü yorumlanır. Ben kimseye kasti tekme atmadım, ama ben çok yumruk, çok tekme yedim. Ben oynadığım dönemlerde rakip takımalrın hocaları beni nasıl attıracaklar hesabı yapardı. Niyazi hoca Akıncalar’da taktik vermiş, Atıncı attırın maçı kazanın diye. Ben kırmızı kart yediğim hiçbir maçımızı takım kaybetmedi. Tek üzüntüm çok sevdiğim futboldan erkek kopmak oldu.. |
| Yenidüzen Gazetesi http://www.yeniduzen.com/ | İzleme: 977
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4 |